DEMOKRATİK SOYGUN
Yine bir gazete haberini derinlemesine okumak, adeta uykularımı kaçırdı; epey ağır geldi. Duygularımı sizlerle paylaşıp ağırlığı azaltayım dedim. Sizin de uykularınız kaçabilir; baştan hatırlatayım.
Gazetelerdeki habere göre: siyasi partilerin bu yılın (2026) başından itibaren geçerli üye sayıları açıklanmış. Geçen yıla göre bazıları azalmış bazıları çoğalmış. Sonuç olarak mecliste yer alan, en fazla üyeye sahip partiden başlayarak üye sayıları söyle sıralanmış.
AKP: 11 milyon 543 bin 301
CHP: 1 milyon 922 bin 757
YRP: 652 bin 933
MHP: 498 bin 21
İP: 391 bin 731
SP: 314 bin 86
DP: 309 bin 27
DEVA: 125 bin 962
DEM: 16 bin 228
GP: 60 bin 494
TİP: 35 bin 547
Seçim sonuçlarında, partilerin alınan oy sayıları dikkate alındığında örneğin CHP'nin son yerel seçimde aldığı 15 milyon oy düşünüldüğünde üye sayısı aldığı oydan çok çok az. Amacım üye analizi yapmak değil elbette. Ancak, siyasi parti üyesi olmak için ödenen üyelik ücretleri "yok" denecek kadar düşük. Buna rağmen son seçimde geçerli 45 milyon oy dikkate alındığında, toplam seçmenin üçte biri bile bir partiye kayıtlı yada üye değil. Yasa gereği ödenmesi gereken ödenti, sembolik. (1 - 1000 TL/ay arasında) Sıradan üyelerden hiçbirinin ayda 1000 TL ödediğini sanmam. Ayrıca üyelerin ne kadarı ödentilerini düzgün ödemekte; bu da ayrı tartışma konusu. Bu koşullarda, partilerin, üyelerin ödentileri ya da yasa ile sınırlandırılmış bağışlar ile görkemli, genel merkez binaları ve/veya seçim kampanyaları yapmaları mümkün değil. Seçim zamanlarında düzenlenen mitinglere katılımı arttırmak için civar şehirlerden insanların taşınması için tutulan otobüsler ve tabii ki soğuk sandviç gibi kumanyalar bile üyenin ödediği yıllık ödentiden fazlasını tutar.
Özellikle seçimde belirli bir oranda oy alan partiler, "devlet desteği" adı altında hazineden önemli paralar alıyorlar. İktidar partisinin seçim dahil birçok organizasyonda, "usulsüz" olarak devlet olanaklarını da kullandığını düşünürsek durum daha da ağırlaşmaktadır. Bu durumda siz bir parti üyesi olmasanız bile cebinizden partilere öyle böyle değil çok para akıyor maalesef.
“Siyasi Partiler Kanununun 1 numaralı ek maddesine göre, Yüksek Seçim Kurulunca en son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınmış olan ve genel barajı aşan siyasi partilere her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri "(B) Cetveli" toplamının 5 binde 2’si oranında ödenek ayrılıyor. Yine aynı kanuna göre, belirlenen bu mali yardım, devlet yardımı yapılacak siyasi partiler arasında, bu partilerin en son genel seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen toplam geçerli oy sayıları ile orantılı olarak bölüştürülmek suretiyle her yıl ödeniyor.” buna da "demokrasi"nin gereği deniliyor. Anlayacağınız, demoktatik bir soygun düzeni var.
Ne kadar? Sorusunun yanıtını bulmak üzere partilerin devletten aldıkları destek miktarlarını veren başka bir habere geçtim. Habere göre;
"2026 yılında AK Parti 2 milyar 550,5 milyon TL, CHP 1 milyar 815,5 milyon TL, MHP 721,5 milyon TL, İYİ Parti 693,9 milyon TL, DEM Parti 631,7 milyon TL hazine yardımı alacak. Hazine yardımları ocak ayında siyasi partilerin hesaplarına yatırılacak.
2025 yılında AK Parti 2 milyar, CHP 1 milyar 440 milyon, MHP 568 milyon, İYİ Parti 560 milyon, DEM Parti de 498 milyon lira hazine yardımı aldı."
Yuvarlak hesap, 6,5 milyar TL. (Oha!) Tutarındaki bu para ile kaç hastane, kaç okul, kaç sosyal konut yapılır siz hesaplayın.
“Buna ek olarak, partilere yapılan yardım tutarı, milletvekili genel seçiminin yapılacağı yıl normal yardımın üç katı, mahalli idareler genel seçim yılı için ise iki katı kadar gerçekleşebiliyor. Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %3’ünden fazlasını alan siyasi partiler de seçim yılı yapılan devlet yardımlarından faydalanabiliyor.”
Görüldüğü üzere, sadece çalışanların vergileri ve dolaylı vergiler ile bile (sermayenin ödediği vergiler diyemedim çünkü onların vergi levhaları hep "zarar” da görünüyor) sürekli açık veren devletin hazinesi, vatandaşın gereksinimleri için harcanacağına, siyasi partilere aktarılıyor. Bütçe görüşmeleri sırasında bu kalemler görüşülürken kimseden ses çıkmıyor. Konu, çalışanlara ve emeklilere yapılacak zam oranlarına gelince "ulufe" niyetine, %10-15 zam "yeter de artar" diyorlar.
Bu muazzam paradan "ben de yararlanayım" diyenler, "vatan, millet, Sakarya" nidalarıyla yeri göğü inletip bizi sandığa çağırarak paylarını arttırmaya çalışıyorlar.
Bugünlerde çok konuşulan "yandaş" parti savunucuları da o paralardan besleniyor. Yoksa kimse onlara cebinden zırnık vermez.
Oysa veriler, devlet yardımı olmadan da üyelerin katkıları ile önemli gelirler elde edilebileceğini gösteriyor. AKP, 11 milyon üyesinden (gerçek üyeler ise) her ay 100 TL ödenti alsa, yıllık geliri 11 milyarı aşıyor. Devletin desteğine ihtiyacı yok.
Bu durumda, partiye her ay 100 TL ödeyen vatandaş da “düdüğü çalmak” isteyecektir haliyle. Parti yönetimleri de nasıl olsa devletten geliyor diyerek düdüğe başka dudaklar değdirmek istemiyorlar anlaşılan.
Bence olması gerekenler:
1. Partilere hazine yardımı kaldırılmalıdır.
2. Parti geliri, sadece üyelerin ödentileri ve yasa ile sınırlandırılmış bağışlar ile sınırlandırılmalıdır. Kurumsal bağış yasak olmalıdır. Sadece kişiler kendi cebinden bağış yapabilmelidir. Partilerin mali durumları çok sıkı denetlenmelidir.
3. Delege sistemi kaldırılmalı, partilerdeki tüm görevlere tüm üyelerin katıldığı seçimler ile gelinmelidir.
4. Hâkim, Savcı, polis, muvazzaf askerler dışında herkes bir partiye üye olabilmelidir.
5. Belirli bir üye sayısına erişemeyen partiler, zaten varlığını sürdüremez kendiliğinden kapanır. Ancak bağımsız kurumlarca denetlenmiş, ödenti veren belirli üye sayısına sahip partiler seçime katılabilmelidir. (Seçmen kütüğünde kayıtlı nüfusun %2'si kadar “gerçek” üye sahibi olması şartı konabilir.)
6. Bu anlamda seçim barajı %2 olmalıdır. Bu %2' ilk oyun karşılığı 5 milletvekili meclise girmelidir. YSK verilerine göre son seçimde kayıtlı seçmen sayısı 58 milyon civarındadır. %2'si, 1 milyon 160 bin seçmen ve hane halkı düşünüldüğünde, mecliste temsil edilmeyi hak eder.
7. Millet vekili sayısı bu baraj hesabına göre 250 kişi olmalıdır.
Parti üyelerinin seçtiği ve aday yaptığı bu nitelikli vekiller toplumun gereksindiği yasaları çıkarmaya yeterlidir.
Başka önerileriniz varsa ekleyiniz
